Sizden Nefret Ediyorum

Kimler mi onlar? İşte o kişiler (burada yazar vakit gazetesi tandansı yakalıyor)

1. Web sitesinde bulduğu her boşluğa reklam koyanlar

Şunu kabul ediyorum: Internetten para kazanılır. Kazanın kardeşim. Kimseye bir şey söylediğim yok ama insanı arapçaya yönlendirmeyin: el insaf. Yapmışsın bir site çok güzel. Maliyetlerin de yüksek olabilir. Buna da tamam. Lakin yaptığın sitenin her yanını reklamla döşemek ne sana ne de ziyaretçiye fayda getirir. Birincisi o siteye gelen ziyaretçi bu reklam çorbasını gördüğü an kaçar. Bir daha da geri gelmez. Sen de siten için kısa bir giriş gelişme sonuç yaşarsın. En sonunda kapatır gidersin. Yapma bunu. Reklam dediğin şey insanı rahatsız etmeyecek. Edince reklam olmuyor zaten.

2. Linkleri, resimleri görmek için üye olmak zorunda bırakanlar

Niye? % 99 bir olasılıkla yaptığın foruma (genellikle forumlarda olan bir şey) bir daha gelmeyeceğim. Bırak alacağımı alıp gideyim. Hadi aradığım sadece sende var da üye oldum. Bunun sana ne faydası olacak? Egonu mu tatmin ediyorsun bu şekilde. Arkadaş ortamına gidip “bir forum kurdum 100.000 üyesi var” mı diyorsun? Anlamıyorum hakikaten. Toplasan 100 kişinin bile aktif olmadığı ama 100.000 kişinin kayıtlı olduğu bir forum ne gibi bir fayda sağlayabilir ki? Belki ben aradığımı bulunca gönüllü olarak üye olup aktif bir kullanıcı olacağım. Arkadaşlarıma da önereceğim. Bu hem sana hem bana daha faydalı değil mi admincik?

3. Facebook’da hiç alakamın olmadığını bile bile davetiye gönderenler

Bir arkadaş var. Sürekli etkinlik davetiyesi gönderiyor. Türkiye’nin öbür ucundan beni Hatice konserine davet ediyor. Kimileri de siyasi görüşümü bile bile girmeye bile tenezzül etmeyeceğim gruplara davet ediyor. Etmeyin eylemeyin. Kendinize küfrettirmeyin.
Devamını okuyun

Google Chrome Otomatik Çevirmesin

Kimine göre faydalı kimine göre sinir bozucu olan chrome’un çeviri özelliğini kapatmanın iki yolu var. En basit yöntem farklı dilde bir site açılınca çıkan pencerede “bu dili asla çevirme” seçeneğini işaretlemek. Girdiğimiz yabancı sitelerin büyük kısmı İngilizce olduğu için bir defa bunu yapmak yeterli olacaktır ama siz “bu panele gıcık oldum hiç çıkmasın” diyorsanız:

Seçenekler -> Gelişmiş Seçenekler -> Yazı tipi ve dil ayarlarlarını değiştir -> Diller -> Ekle

yolunu takip ederek dilleri listeye eklemek.

Kaynak: http://googlesystem.blogspot.com/2010/03/tweak-google-chromes-translation.html

WordPress 3 Ne Yenilikler Getiriyor?

wordpressEsasında cevabını aradığımız soru: WordPress yeni bir versiyon numarası koyarak bize ne vaadediyor? Söyleyeyim; çok büyük değişiklikler yok. Lokal sunucuya kurup denediğim 3.0 Beta 1 sürümünde göze çarpan yenilikleri anlatayım.

Kurulum ekranında ilk değişiklik göze çarpıyor. Mevcut sürümlerde otomatik olarak belirlenen ve daha sonradan panele girerek değiştirdiğimiz admin şifresini artık kurulum ekranından belirleyebiliyoruz. Zaman kaybına son veren gerekli bir değişiklikti. Yeni sürümdeki en büyük yenilik varsayılan tema. WordPress 2010 adı verilen bu tema, değiştirilebilir başlık (header) ve gövde (body) arkaplanlarına; çoklu widget desteğine; çok sütunlu widget destekli alt kısma (footer) sahip. Önceki sürümlerde yer alan varsayılan temadan kat be kat daha güzel. (Hatta 3.0′a geçince küçük rötuşlarla bu temayı bile kullanabilirim)

Yeni eklenen bir diğer özellik ise özelleştirilebilir menüler. Oluşturduğumuz menülere istediğimiz bir sayfayı, bağlantıyı, kategoriyi, etiketi ve medyayı ekleyebiliyoruz. Bu da güzel bir özellik ancak henüz tam olarak düzenlenebilir değil. WordPress, ikinci beta sürümünde daha geniş özelleştirme seçenekleri sunacakmış.
Devamını okuyun

En İyi 20 Oyun

Bir oyun gurusu olarak en iyi 20 oyunu açıklıyorum. Yaptığım bu liste artık tüm dünyada kabul görecek. Değil tabi. Bu liste hayatımda en çok yer işgal eden oyunların doğal olarak bana göre en iyi listesi olacak. Oyun oynamanın yaşı yok ancak şunu fark ettim ki yaş ilerledikçe karmaşık, gürültülü oyunlar daha rahatsız edici oluyor. Şimdiden uyarayım. Aşağıdaki listede RPG ve FRP türü oyunlar yok. Bu tür oyunları oynamadım ve oynamıyorum. Listeye geçiyorum..

20. Johnny Crash Does Texas : Sony Ericsson marka cep telefonu olmayanların bu oyunu duymamış olması doğal. Oyunda kahramanımız bir topun içinden fırlayarak havada süzülüyor. Karşıdan gelen uçak, kuş, balon gibi envai çeşit maddelere çarparak puan topluyor. Şimşek çakan bulutlardan enerji topluyor ve havada ne kadar mesafe kaydederse o kadar puan ekleniyor. Görünüşte basit olan bu oyunu dolmuşa bindiğim anda oynamaya başlıyorum. Çünkü yapacak daha iyi bir işim yok.

19. Max Payne : “Bullet Time” efekti ile bayıldığım, hikayesi ile heyecanlandığım bu müthiş oyununun birincisi de ikincisi de çok güzel. Filmi de çekildi ama pek tutulmadı. Dönüp dönüp oynadığım bir oyun değil ancak zamanında oynamaktan büyük keyif almıştım. Serinin üçüncüsü de yolda

18. Rainbow Six (Rogue Spear) : Bu takım oyununun sanırım ikincisini oynamıştım. Yani 1999′da çıkan Rogue Spear adlı sürümü. Oyun o tarihte çıktı ama ben sanıyorum 2000′li yılların sonlarında oynamıştım. Oyunda sessizliğin ve gizliliğin olmazsa olmaz olduğu bölümlerle aklımda kalmış. Hatta oyunun ilk 2-3 bölümünün haritasını bile hatırlıyorum. Sanıyorum yakın zamanda filmi çekilecek.

17. Medieval Total War : Osmanlı İmparatorluğu ile tüm dünyayı fethetmiştim. Özellikle egzotik müziklerini ve savaş sırasında insanı heyecanlandıran melodileri güzeldi. Misyonerliği ve suikast işini hiç beceremezdim. Askeri gelişim ve diplomasi ile iş görürdüm. Bir ara tekrar oynamam lazım. Tabi ikincisini..

16. Mortal Kombat IV : Serinin 3.boyuta girişi olan bu oyun esasında pek tutulmadı. Hemen her bilgisayarın kaldırabileceği MK 4, rahat bir oynanabilirliğe de sahip. Quan Chi başta olmak üzere bol kanlı “fatalitileri” de var.. Lakin oyun Windows 7′de çalışmıyor. Çözümü bilen varsa yazabilir.

15. Commandos : Tüm zamanların en populer oyunlarından biri. İlginç karakterleri vardı. Arkadaşlar arasında bu karakterlerin seslerini taklit ederdik.
Devamını okuyun

Hosting Seçiminde Önemli Noktalar

Pek çok site kurup kaldırmakla birlikte bir çok hosting firmasını da deneme fırsatım oldu. Şimdiye kadar yerli olarak sadecehosting, ihs; yabancı olarak da godaddy, hostgator ve servage firmaları ile çalıştım. Bunların dışında 1-2 tane de reseller işi yapan kişiyle çalıştım. Bu yazıda; edindiğim tecrübelerle, hosting seçim süreci ile ilgili düşüncelerimi aktaracağım.

İlk olarak eğer yabancı dilde bir site kuracaksanız ve hedef kitleniz yurtdışı ise ping süreleri daha iyi olacağı için yabancı bir hosting firmasını tercih etmeniz daha avantajlı. Türkçe bir site ya da hedef kitle olarak Türkiye’yi düşünüyorsanız -ki %99 böyledir- işin içine maliyet giriyor. Yani bu ayrımda tercih maliyete ve büyüme öngörüsüne bağlı oluyor.

Kuracağınız web sitesi kişisel bir weblog (blog) ya da yüksek trafik beklemediğiniz bir iş ise shared hosting adı verilen paylaşımlı paketleri tercih etmek yeterli olacaktır. Hatta bolca veritabanı sorguları içeren bir forum sitesini bile paylaşımlı sunucuda barındırabilirsiniz. Bu noktada hostgator ve ihs’yi denedim ve bu iki firma da herhangi bir sorun çıkarmadı. Tabi buradaki önemli nokta; kurulan forumdan beklenen ya da öngörülen trafiktir. Günlük 1000-2000 ziyaretçili bir forum sorun yaratmaz ancak rakam arttıkça cpu ve bellek kullanımı da artacağı için firma önce sizi uyarır, dikkate almazsanız da hesabınızı iptal eder.
Devamını okuyun

Sayfa 4 / 8« İlk...23456...Son »