Sansür

Bugünlerde google’ın bir çok servisine erişimde sorun yaşanıyor. Bu sorunun nedenini haberturk ekonomi köşesi yazarı Selin Kunt şu makalede açıklamış. Google ve servislerine doğrudan bir erişim engellemesi yok. Kunt’un açıklamasına göre eskiden dns tabanlı yapılan engelleme 31 Mayıs itibariyle ip tabanlı hale çevrildi. Google da youtube için ayrı bir ip atamadığı, google servisleri ile ortak ipler kullandığı için bu ipler engellendi. Esasında youtube’un engellenmesi hedefiyle yapılan bu eylem diğer uygulamaları da etkiledi.

Aslında bu açıklamaların pek de önemi yok. İster youtube için olsun ister google.. En kuytu köşedeki blog bile engellense bana göre insanlık suçudur. Kimsenin bir başkasına nasıl ve ne şekilde yaşayacağını söyleme hakkı yoktur. Yani bana internete erişim hakkı sunup ardından “şu sitelere giremessin” demek faşizmin, diktanın en net tanımıdır. Bu durumun çözümüne ilişkin hiç bir çaba göstermemek ise sorumsuzluktur.

Şimdi şu sorulabilir: “Onca sıkıntı varken tek sorunumuz google mı?”. Tabi ki daha büyük sorunlar var ancak bir siteye erişimin engellenmesini basit bir önlemden ibaret görmek çok büyük hatadır. Bir video yüzünden tüm videoların engellenmesi, bir yazı yüzünden tüm yazılara ulaşamamak, bir cümle yüzünden tüm sitenin kapatılması.. Bu tam bir cahil işidir ve kolaycılıktır. O yazı kanunlara aykırı mı? Mevcut siteden kaldırtırsın olur biter. Tüm siteyi engelleyip çağdışı uygulamalar yapmassın. Hoş “düşünce suçu” bile günümüzün en büyük ayıbıdır ya..

Sansür; tüm görsel ve işitsel medyada karşımıza çıkan ve son derece ilkel bir uygulamadır. Televizyonlarda film, dizi ve programlara, internette site ve yazılara, günlük hayatımızda bile “mahalle baskısı” ile kendi kendimize otosansür uyguluyoruz. İnsanların düşüncelerini rahatça söyleyememeleri bende dilin gereksizliği gibi bir düşünce uyandırıyor. Daima bir kesim insanların belirlediği sınırlarda konuşabilmenin hiç konuşamamaktan ne farkı vardır ki? Bilinç sahibi ama bir robottan farksız yaşam sürüyoruz.

Atatürkçü Düşünce Derneği internet siteleri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Sebep: “Atatürk’e hakaret”. ADD pek tabi ki bunun sonucunda koca sitelerin kapatılacağını biliyor. Atatürk’e hakareti eleştirip sansürü savunmak bence Atatürkçülük değil diktatörcülüktür ve bu davranış şekli Atatürk’ü kitlelere anlatmak için iyi bir yöntem değil. Porno sitelerin engellenmesi de kanımca saçmalıktan başka bir şey değildir. Türk, aile, örf, anane gibi kavramların arkasına sığınarak yapılmış gereksiz eylemler bütünü. İsteyen o sitelere girmeyebileceği gibi, dileyenler de girebilmelidir. Kararı kullanıcının kendisi vermelidir. Tabi özgür ve demokratik bir ülkede yaşıyorsak.. Aksi ise başka..

Sansür deyince ister istemez aklıma yıllar önce bir abimle yaptığım sansür tartışması geliyor.. O dönemde sansürün gerekliliğini savunmuş olduğuma hâla akıl sır erdiremiyorum. Sansür, gerekli değildir. Düşünceler özgürce, kimseden korkmadan, kaygı duyulmadan ifade edilmelidir. Ancak bu şekilde anlayışlı, uyumlu, özgür, demokratik ve sosyal bir toplum haline gelebiliriz..

 
  1. Televizyonlara çıkıp demokrasi, özgürlük diye bağırıp çağırırlar, öbür taraftan internet kullanma özgürlüğünü gasp ederler

  1. Geri İzleme yok.